14 Eylül 2014 Pazar

Küllü Sarı Saç

      Nasıl civcive dönmeden güzel sarı saçlarımız olabilir? Kendim küllü sarıyı nasıl elde ettiğimi ayrıntılı olarak anlatacağım.

     Benim gibi siz de öğrenciyiz, işsiziz, ya da aldığımız maaşın 400 lirasını kuaföre veremeyiz grubundaysanız, büyük ihtimalle önce normal kuaförü denemişsinizdir. Ama bizim kuaförlerin %95 i istediğimizi yapmazlar. Ben ilk defa üniversite birinci sınıfta saçımı boyatmaya gittim. İstediğim küllü sarıydı ve adam ne yaptı dersiniz? Loreal 8-0 sürdü kafama. Sürdüğün saçımı en çok iki ton açar yani karamel gibi bir şey olur. Ayrıca küllü bile değil, turuncu yansıma yapma olasılığı yüksek.

      Buradan kuaförlere sesleniyorum. Küllü sarı saç isteyen bir kızcağızın saçını boyayacaksanız önce bu yazıyı okuyun, sonra da kadinlarkulubu'nde bunu deneyip yorumlamış kızların yazılarını okuyun.

      Öncelikle şunu söyleyeyim, burada yazacağım tüm yöntemlerin bazısını kendi saçımda, bazısını annemin saçında denedim, başka hiçbir saçta nasıl sonuç vereceğini bilemem ve tabi ki garanti edemem. Benim saçlarım gür ve kalın telli olduğundan dayanıklıdır. 5 yıldır sürekli bana en yakışan rengi bulmak için denemeler yaptım, saçım yine de dayandı. Sizin saçlarınız çok ince telli ya da dayanıksızsa sarı saç için iki kere düşünün çünkü gerçekten saçı yıpratıyor. Haftada bir bakım maskesi yapmak gerçekten işe yarıyor.

      Saç Açma Yönemleri

     Mavi Toz


     Mavi toz dediğimiz, yabancıların "bleach", kuaförlerin de "oriel,oryel" dedikleri açıcı. Ben daha önce mavi tozla saçımı açtım ama sadece bir kere yaptım. Bunun nasıl yapıldığını ayrıntılı anlatacak kadar bilgi sahibi değilim ama istediğiniz sarıyı bununla elde edemezsiniz. Çünkü oryel saçı turuncumsu bir renkle açar. Yani en azından bende öyle oldu. Saçı açtıktan sonra küllü bir renge boyamanız gerekir. Açma işlemi üstüne açık küllü sarı uygulamak da saçı bir hayli kırıyor. Ama yine de renk için en garanti yöntem bu. Kesinlikle uyarmam gereken nokta ise, dikkatli kullanılmadığı zaman saçı yakabilir. Röfle yaptırırken saçları kopan çok kişi duymuşsunuzdur. Ben şahsen bu yöntemi uygulamıyorum. Boyayla istediğim tonu yakaladım çünkü. Ama boya kutusunun üstündeki açık rengi istiyorsanız oryel kullanmanız gerek.

     Papatya Suyu

    Papatya suyunu saçlarınıza sürüp güneşe çıkarsanız ve bunu birden fazla kez yaparsanız yavaş yavaş saç renginiz açılır. Küçükken annem hep benim saçlarıma yapardı hatta oksijenli su da sürerdi ama onu önermiyorum. Papatya suyunun hiç zararı yok ama artık sonbahara geldiğimiz için bu tarihten sonra zor. Bir blogda papatya suyunu banyodan sonra ıslak saçına süren ve sonrasında saçını kurutan birini okumuştum. Her banyodan sonra bunu yapıp saçını fön makinesiyle kurutup saçını bir kaç ton açmış. Ama ben denemedim.

     Açıcı Spreyler


     Gratis, Watsons gibi yerlerde bu spreylerden var. Kendim denemedim ama bazı bloglarda okuduğum kadarıyla devamlı kullanımda saçı çok doğal geçişlerle açabiliyormuş. Ama boyalı saçta işe yaramıyormuş. Bence saç rengini açmak istiyorsanız boyadan önce papatya ya da sprey gibi daha doğal yöntemlerle başlayın. Daha sarı istiyorum diyorsanız boyaya geçersiniz.

     Saç Boyası

     Saçlarımı kızıla da bakıra da sarıya da boyadım ve küllü sarıyı yakaladım. Tabi yakalayana kadar ne badireler atlattım. Öncelikle boya seçiminin çok önemli olduğunu düşünüyorum. Şu ana kadar Koleston, Palette ve Garnier denedim. En çok memnun olduğum boya Koleston.  Ben en çok Koleston'un tüp boyalarından 11/1 tonunu kullandım, sonrasında 12/11 tonuna geçtim. İkisi de çok tatlı bir küllü renk veriyor ama 12/11 tonu çok daha iyi açıyor. Burada önemli olan nokta yanında kullandığınız oksidasyon kreminin kaç volüm olduğu ve turunculaşmayı önlemek.


     Oksidasyon kremleri %6'lık, %9'luk ve %12'lik olarak satılıyor. %6'lık 20 volüme denk geliyor, kahve ve kızıl tonları için kullanılıyor. %9'luk 30 volüme denk geliyor, kumral ve sarı tonları için kullanılıyor. %12'lik 40 volüme denk geliyor, açık sarı ve platin tonları için kullanılıyor. Normalde market boyası aldığımızda kutu olarak da tüp olarak da alsak açık sarının yanında 30 volümlük oksidan veriyorlar. Ben ya 30 ya da 20 volüm kullanıyorum çünkü oksidan kremin volümü ne kadar artarsa turunculuk o kadar fazla oluyor.

     Tüm bunların dışında Loreal Majirel serisinin ilk denemede tam skaladaki rengini verdiğini duydum, annemde denedim ve mükemmel sonuç verdi ama bir süre kullandıktan sonra renk çiğleşmeye başladığı için artık kullanmıyoruz.

     Küllü Sarı Elde Etme Yöntemleri

     Koleston 12/11 Boya




     Bu boya şu ana kadar kullandığım açık ara en iyi küllü sarı veren boya. İlk defa bir boyanın kutusundakinden daha açık bir renk çıktığını gördüm. Gratislerde de yavaştan satılmaya başladı ama gördüğüm kadarıyla 15 TL civarında. Bence Gratis'ten almak yerine Eminönü'nden ya da kuaför malzemeleri satan herhangi bir yerden tüp boya olarak alın, 5 TL gibi bir fiyata denk geliyor.

      Bu boyayı aldıktan sonra tek yapmanız gereken 30 volüm yani %9'luk oksidan krem ekleyip karıştırmak. Ben daha küllü bir renk elde etmek için boyanın içine bir tatlı kaşığı su ve aynı oranda saç kremi de ekliyorum. Boya x oksidan oranı genelde 1x1 olur ama ben göz kararı koyup krem kıvamına getiriyorum. Hem beyazları kapatıyor hem de çooook tatlış bir küllü renk çıkıyor. kolay kolay akmıyor ve çiğ durmuyor.  Öyleyse;

     Bir kutu boya + 30 volüm oksidan + bir tatlı kaşığı su + bir tatlı kaşığı kadar saç kremi 

     Saçlarınızın uzunluğuna göre kullanacağınız malzemelerin tamamını 2,3 katına çıkarabilirsiniz. 
 
     Koleston 11/1 Boya


   11/1 numara kutu boya olarak da tüp olarak da satılıyor ama tüp olanının fiyatı daha uygun. Bu boyayı da 30 volüm oksidanla kullanabilirsiniz. 

     12/11 mi yoksa 11/1 mi kullanalım ? Fark nedir?

     Şöyle ki, ben kesinlikle 12/11 öneriyorum. Çok daha küllü ve açık bir sarı veriyor. Ama derseniz ki o kadar da küllü olmasın, sadece turuncu yansıma olmasın yeter, o halde 11/1 kullanabilirsiniz.

     Loreal Majirel Majiblond 911 
     
      Loreal Majirel Majiblond özel bir sarı serisi. 911 tonu da çok güzel bir küllü renk. Bu boyanın farkı tüpünün 25 TL olması dermişim :) Farkı oksidan kremin iki kat fazla koyulması. Boya x oksidan oranı 1 x 2 yani. Daha fazla boya elde ediyorsunuz ama bence çok daha pahalı olmasına rağmen Koleston 12/11 kadar iyi değil çünkü iki hafta sonra akmaya başlıyor. Derseniz ki ben Loreal'den vazgeçmem, iki haftada bir tazelerim boyamı, param da bol o zaman bu boya tam size göre :) Bu boyayı hazırlarken de su ve krem ekleyin elbette.

    
      Boyayı Daha Küllü Hale Getirme

      Eğer önerdiğim bu boyalarla elde ettiğiniz renk istediğiniz kadar küllü olmadıysa, daha da küllü hale getirmek için kullanabileceğiniz bir ek boya daha var. Yukarıda anlatığım şekilde boya+oksidan+su+krem hazırladıktan sonra karışıma
      -Igora 0-22 turuncu azaltıcı boyadan bir tatlı kaşığı kadar boya ekleyebilirsiniz.
Eğer igora kullanmak istemiyorsanız sadece krem ve su ekleyin, sadece onlar bile rengi daha küllü hale getiriyor. Ama bana sorarsanız kesinlikle önce igora eklemeden Koleston 12/11 deneyin. Eğer daha fazla kül olsun derseniz bu boyayı eklersiniz.

     Igora 0-22 turuncu azaltıcı boya özel bir boyadır ve profesyonel kullanım dışında asla tek başına kullanılmaması gerekir. Çünkü turuncu rengini nötrleyebilmesinin sebebi içinde mavi boya olmasıdır. Yani gereğinden fazla kullanırsanız saçlarınızda mavimsi yansımalar olur. Hatta sarı bir saça direk uygulanırsa, özellikle açıcıyla açılmış mesela röfleli ya da balyajlı bir saça tek başına uygulanırsa direk mavi gölgeler yapar. Benim bir kere başıma geldi. Boyaya karıştırdıktan sonra bir de suyla karıştırıp saçlarıma biraz daha sürdüm ve sarı balyajlarımın bazıları maviye döndü. Yıkadıkça mavilik geçiyor tabi ama siz yine de böyle bir risk almayın ve hazırladığınız boyaya yeterli miktarda eklemekle yetinin. bir de sakın 0-22 yerine bilmediğiniz bir şey almayın çünkü bu boyalar renkleri vurgulamak için özel olarak hazırlanmış. Mesela 0-88 kızıllığı artırır ve bunu sarı boyaya eklerseniz saçlarınız turuncu olur.

     Saçı Boyama Evresi

     Toplamda 5 malzemeyi (igora eklemiyorsanız 4 malzemeyi) fırçanızla güzelce karıştırın ve krem kıvamına getirin. Elinize eldiven takmayı unutmayın. Kafa deriniz biraz kaşınabilir, hatta ben ilk uyguladığımda sızlamıştı ama sonra geçti. Saçınızı boyarken kesinlikle normalde giymediğiniz bir kıyafet giyin çünkü kıyafetinize boya gelirse çamaşır suyu sıçramış gibi olur, yıkamakla geçmez.
     Ben boyayı bütün işlem bittikten sonra 30-45 dk arası bekletiyorum. Bu arada ilk sürdüğünüz yerler daha çok beklemiş oluyor ama bir şey fark etmiyor çünkü boyanın bir açma sınırı var. Saçlarınızın yanacağını sanmam çünkü sonuçta oryel kullanmıyoruz sadece oksidan, o yüzden bence korkulacak bir şey yok.
     Bütün boyamayı bitirdikten sonra kafama poşet geçirip, fön makinesiyle bir dakika kadar ısıtıyorum.  Ama bu işlemi yapmanız şart değil.

     Yıkama Evresi

     Banyoya girdikten sonra bir anda bütün boyayı suyla akıtmayın. Biraz su tuttuktan sonra şampuanla yıkar gibi saçlarınızı boyayla iyice karıştırın. Hem boya gelmeyen yer kalmamış olur hem de dip boya yaptıysanız küllülüğü azalmış olan alt kısımlara cila yapmış olursunuz. Boyayı saçtan yavaş yavaş akıtın, sonrasında da normalde kullandığınız şampuanı kullanın ve bence krem sürmeden banyodan çıkmayın. Çünkü kullandığınız ürünler saçı yıpratacak ve yumuşacık olmayacağını tahmin edebilirsiniz.

     Dip Boya Yapacaksanız

     Normal şartlarda, küllü renkleri üst üste çok defa uygularsanız sarı saçta yeşillenme olabilir. Bu nedenle tekrar tekrar bütün saçınızı boyamanızı önermezdim ama ben 12/11'i her seferinde bütün saça uyguladığım halde hiiiç yeşillenme ya da çiğleşme olmadı.Ama eğer dip boya yapacaksanız, ben şöyle bir yöntem buldum: Her dip boya yaptığımda hem yeni çıkmış dibime boya sürüyorum hem de dipten doğru bir 10 cmlik kadar daha saça boya sürüyorum. Sonra saçımı yıkarken yukarda anlattığım gibi, banyoda az suyla ıslanmış boyayı bütün saçıma masaj yaparak yediriyorum ve bu şekilde 1-2 dakika bekletiyorum.

     Mor Şampuan


      Saçlarınız sarıysa ya da balyajlıysa küllü renk elde etmek için diğer bir yöntem de mor şampuan. Mor şampuanı benim anlattığım şekilde saçı boyadıktan sonra da kullanabilirsiniz, kuaförde balyaj yaptırdıktan sonra da kullanabilirsiniz, saçlarınızı mavi tozla açtıktan sonra da kullanabilirsiniz. Mor şampuanın özelliği şampuanın kendisinin gerçekten mor olması ve içinde mor renk barındırıyor olmasıdır. Biliyorsunuz ki turuncu rengin karşıt renkleri mor ve mavidir. Bu nedenle, turunculaşmış ya da dore parlama yapan saçları nötrlemek için kullanılan bir üründür. Bazı kişiler saçı boyadıktan hemen sonra kullanırken, bazıları her banyo yaptıklarında, bazıları da haftada bir uygulayabiliyor. Kişiden kişiye göre bu şampuanın etkisi değişiyor. Boyayla açılmış saçta ben çok etkisini görmedim ama balyajlarımın tonunu daha küllü bir tona çevirdi. Aslında platin saçlılar ve gümüş rengi saç isteyenler saçlarının tonu kötü bir sarıya dönmesin diye kullanıyor.
     Youtube'a purple shampoo ya da silver shampoo yazarsanız kullanımını anlatan bir sürü video bulabilirsiniz. İnstagramda da aynı şeyi yazdığınızda bir sürü öncesi sonrası fotoğrafı çıkıyor. Boyaya Igora 0-22 eklemek yerine,  sadece bu şampuanı da kullanabilirsiniz ama dediğim gibi oryelle açılmış saça etki ediyor, boyayla açılmış saçta olağanüstü bir etkisi yok.
     Bu şampuanı ben gittigidiyor.com sitesinden sipariş ettim ve çok memnun kaldım. Normal fiyatı 55 lira ama gittigidiyor indirimli bir site olduğundan 30 liraya almıştım. Daha ucuz markalar da var tabi. Loreal'in Silver Shampoo olanını Gratis, Watsons ya da kuaför malzemesi satan yerlerde bulabilirsiniz, fiyatı 65 lira. Onun dışında yurtdışında çok ucuz bir ürün. En çok kullanılan Clairol Purple Shampoo ve 8 dolara alabiliyorsunuz. E-bay den sipariş verebilirsiniz ama kozmetik ürün ve sıvı ürün olduğundan gümrükte sorun olur mu bilemem.

     Uyarılarım

     Yukarıda anlattığım her şey kendi tecrübelerimden ibaret. Kendi saçımı da annemin saçını da aynı şekilde boyadım ve aynı sonucu aldım.  Eğer, beğenmezsem kumrala boyarım gibi bir düşünceyle sarıya boyayacaksanız dikkatli olun. Sarı saçtan sonra 6 veya 7 tonlarında kumrala boyarsanız saçlarınız yeşilimsi bir renge dönebilir..  Saçlarınızda boyadıktan hemen sonra grimsi yansımalar olursa korkmayın, yıkadıkça geçiyor. 

      Kuaför ya da saç uzmanı değilim. Kozmetik, moda ya da makyaj blogu da yazmıyorum, sadece çok kişinin bu konuda çabalayıp kötü sonuçlar aldığını bildiğimden tecrübelerimi paylaşmak istedim. Bir başkasının saçında nasıl bir sonuç verebileceğini kesinlikle garanti edemem. 

     Yazıda anlaşılmayan bir bölüm varsa ya da sormak istediğiniz bir şey varsa yorum bölümünden sorabilirsiniz, seve seve cevaplarım. Ama tekrar etmek istiyorum, sonuç garantisi tabi ki veremem, saçın kadınlar için ne kadar önemli olduğunu biliyorum, bu konuda sorumluluk almak çok zor.

      Bu yazıyı yazdıktan bir süre sonra Wella Color Charm T18 diye bir şey keşfettim. Sarı saça boya gibi sürülüyor ve direk saçı küllü renge çeviriyor. Muhteşem! Ama Türkiye'de yok sanırım. Alabilecek olanlar için yazmak istedim.
   
    
    

    

    
    

     

11 Eylül 2014 Perşembe

Kardeşle Uyku Öncesi Sohbetin Tadını Bilir Misin?

       Bir an önce iş bulmam lazım biliyorum. Hatta o işte bir ay çalışıp maaşımı almam lazım. Yoksa yapı kredi play kartımın borcu yüzünden hakkımda yasal işlem başlatacakmış öyle dedi. Hayır sen bu kartı öğrenciler için çıkartmışsın. Öğrenci adamın parası olmaz. Olmayınca ne yapsın ha ne yapsın sevgiceğiyle hiç buluşmasın mı ? Belki bu seferlik kartı kullanayım öderim nasıl olsa diyerekten kullandı. Belki sonra bir kıyafeti çok beğendi, yaa ne olacak öderim dedi ama babası para vermeyince ödeyemedi. Hep asgari tutarları ödüyordu ama sonra üç kere asgari tutar ödeyen tamamını ödemek zorunda diye yasa çıktı belki !!! Neden hakkımda yasal işlem başlatıyorsun yapı kredi ? Senin yüzünden ilk maaşımla kimseyi yemeğe çıkaramayacağım. Tabi önce bir iş bulmalı ve orada bir ay çalışmalıyım.


       Artık babamdan umudumu kestim. Hiç gelmiyor. İki haftada bir haftalık veriyor. İki haftada bir verdiği için adı artık iki haftalık olsun. Ama iki hafta için tek haftaya yetecek para verince o isim uymuyor. Annem de benim ameliyatım, kardeşimin okul parası derken zar zor yetiştiriyor kadın bir de harçlığımızı mı verecek baba! Nasıl verecek? Neden benim ameliyat olacağımı, kardeşimin de özel okula gideceğini duyunca finansman kim diye iğrenç bir soru soruyorsun baba? Çok affedersin finansman ebem olacak babacım. Hayır hukuktan mezun olmuşum kadın istediğim olsun diye burnumu yaptırıyor işte. Kardeşim de hukuk fakültesi kazandı gidecek tabi. Özel dedikse de dandik bir okul değil iyi puan aldı çocuk. Hem şehir dışında gitse aylık masraf daha fazla olacaktı hayret ya! Zaten dün kardeşimle çok derin konulara girdik çok...


      Baba olmak nedir dedi kardeşim. Sadece kan bağı değil ki.
      Sevgi vermek, güven vermek dedim. 
      Ama babama sorsan dünyadaki en sevdiği varlıklar biziz dedi kardeşim. 
      Öyle nasılız diye merak etmeden boş boş sevgi yeter mi? dedim ben. 
      Yok abla işte uyuşturucuyu birayı bize tercih etmiş adam o, onlara parası yetiyor, demek ki birayı bizden çok seviyor dedi kardeşim. 
      Ama şimdi sevginin kıstası para oldu dedim. 
      O zaman şöyle diyelim dedi kardeşim, çocuklar mı uyuşturucu mu diye sorduklarında uyuşturucu demişti, bırakmamıştı ama doktor bırakmazsan ölürsün dediğinde bırakmıştı, insan seviyorsa sevdikleri için canını vermez mi, demek o kadar değerli değilmişiz. Sen ameliyat oldun bırak gelip görmeyi aramadı bile. Altında araba var insan demez mi hastaneye ben götüreyim? 
      Biliyor musun dedim kardeşime, benim içimden hiç babamı aramak gelmiyor. Ama bir şey olursa da vicdan azabı çekerim diye korkuyorum. Kaç kere dedim baba görüşelim diye ama gelmiyor. Onun çalıştığı saate göre görüşebiliriz sonuçta ama demek ki bizi görmek istemiyor. 
      Aman abla boşver, ne vicdan azabı çekeceğiz, hakkında düşündüklerimi ona söylemeyerek evlatlık görevimi yapıyorum zaten...

    
       Kardeşimle gece yatmadan önce yaptığımız sohbetleri çok seviyorum. Ama keşke daha güzel konulardan konuşabilseydik. Hala babamı arayıp aramamak konusunda kararsızım. Şimdi arayacağım, bir şeye ihtiyacınız var mı diye soracak. İçimden hmm nelere ihtiyacımız var?? Sağlıklı bir baba, cebimize harçlık, neden çok umurundaymış gibi soruyorsun ki? diyeceğim. Babama yok baba teşekkürler diyeceğim. Önceden yok baba demezdim param bitti diye söylerdim ama artık söylemem. Allah'a çok şükür ki babam öyle bir zamanda bize bunu yaptı ki, ben okulu bitirdim iş arıyorum, kardeşim de okula başlıyor ve part time işe başladı. Yani şu yaptığını geçen sene yapmış olsa belimiz doğrulmazdı. 

      Neyse, artık yeni bir karar verdim. Hayatımı liste yaparak geçirdiğimi sağır sultan duydu. Ama artık her bok için liste yok. Bir şeye mi karar verdim, hemen yapacağım. İnsan beyni hayalle gerçeği ayıramazmış. O yüzden bir şeyin üstüne düşünürseniz, hayal kurarsanız yapmışsınız gibi mutluluk hormonu salgılanırmış, pozitif enerji demek bu tabi. Ama bir yandan da kötü. Çünkü yazınca, düşününce bir anlık yapmışsın gibi hissediyorsun, yapsam ne olur diye düşünüyorsun ve ilk aklına geldiğindeki heves kalmıyor. Elli bin tane olası sonuç düşüneceğime yapacağım ve sonuçları kendim göreceğim. He ayrıca biriyle tartıştıktan sonra kafamızda tartışmayı tekrar tekrar canlandırıp şunu deseydim bunu deseydim diyoruz ve kafamızda giydiriyoruz ya, o da bir nebze bizi rahatlatıyor. Çünkü beyin onu da pek ayırt edemiyor işte. Bir de benim çok pis bir huyum var. Bir şeyi ya hiç yapmıyorum ya bokunu çıkarıyorum. Bir piyano çalmaya başlıyorum üç parça birden çalışıyorum ama sonra bir bırakıyorum bir ay boyunca elimi sürmüyorum, çalıştıklarımı da unutuyorum. günlük ya da blog yazarken de kitap okurken de aynı şey. Neden böyle ki acaba?

10 Eylül 2014 Çarşamba

Estetik Ameliyat, Bakire Hasta İsteyen Yobaz Jinekolog

       Hep merak ediyorum, acaba neden hayatımdaki olayların da duygularımın da en yoğun olduğu zamanlar hiç yazmam? Belki de ifade etmek zor geliyordur. Ama kaydetmek istiyorum, sonradan okumak istiyorum 30-40 yaşlarımda. Belki torunlarım ananelerinin hikayesini okumak isteyecek ne malum? 

       İstanbul İngiltere'ye dil eğitimi için gitti, geldi. Gönderirken de çok zordu, beklerken de. Ama ilk bir haftayı atlattıktan sonra estetik ameliyat olduğum için daha rahat geçti zaman. Yani inanılmaz derecede ağrım olduğu için benim açımdan rahat olmasa da bekleyiş açısından zamanın daha hızlı geçmesini sağladı. Ama bence oraya gidip gelmesi İstanbul için çok iyi olmuş. Hem ingilizcesi gerçekten gelişmiş, hem de bir sürü arkadaş edinmiş. Ayrıca daha rahat ve daha çok hayal kuruyor. :) Bu çok iyi çünkü birlikte gezeceğiz! O kadar güzel yerleri gezmiş ki... Ama giderken son kez onu arkadan gördüm ya o kadar koydu ki. Sonrasında bütün günü annesiyle geçirdim. Biraz zordu çünkü o benden daha çok ağlıyordu. Neyse o günü hatırlamak istemiyorum. İstanbul'u almaya giderken ikimizin de keyfi yerindeydi. Havaalanında dış hatlardan gelen yolcuların beklendiği o demirin arkasında bir saat boyunca her gelene baktım o mu diye. Sonunda görünce hemen yanına koşup sıkı sıkı sarıldım. Çok güzel bir andı. Çünkü ben 6 haftada onunla ilgili en çok şunu özledim, sarılıp boynunu koklamayı. Orada yaşayabilirdim sanırım, boynunda.

      Ameliyat dönemi çok zordu. İnanılmaz doğal ve güzel estetik ameliyatlar oldu. Şu an çok daha mutluyum. Aslında günlük hayatımda burnumu yaptırıp yaptırmadığım hiç fark etmiyor yani hep böyleymiş gibi derler ya. Ama profilden biri baktığında eskiden rahatsız olurdum. Erkek kız fark etmez, hep kötü göründüğünü düşünüyordum ama şimdi bir anda yaptırdığım aklıma geliyor. Sonuç olarak resmen ameliyattan sonra çok daha olgun, sabırlı ve tatlı bir insanım. Bilge oldum resmen sabretmekten ve hareketsiz yatmaktan. Farkında olmadan ermiş olabilirim. Öyle böyle 5. gün rahattım. 

      Ameliyattan sonra kendime gelemedim. Şu anda hala böyle olmamın sebebi yumurtalıklarımdaki polikistik over mı yoksa mallığım mı bilmiyorum. Çok saat sürdü ameliyat. O kadar zaman anestezi ile uyuyor olduğumdan sonrasında iştahım kapandı, saçlarım dökülmeye başladı ve zayıfladım. Tam kendimi toparlıyorum derken bir baktım vücuduma değişik bir şeyler oluyor. Hemen doktorumu aradım ama ameliyatla bu değişikliklerin alakası olamayacağını, hemen jinekoloğa gitmemi söyledi. Sanırım yaşadığım stres ve anestezi zaten var olan rahatsızlığımı tetiklemiş. Kistlerim varmış. Çok moralim bozuk. Hani erkeklerin favorileri olan yer var ya, işe onun altından itibaren tüyler var yüzümde. Çok belli olmuyor ama ben önceden olmadığını bildiğimden fark ettim. Ayrıca saçlarımda kepekler çıktı, ki bende kepek olmaz. Yüzüm yağlandı ve bir sürü sivilce çıktı. Hemen doktora gittim. Önce beni muayene etti, sonra ultrasonla baktı. "Kist var ama önce şu ultrasonu da çektir" dedi. Ama o ultrason 118 liraydı. Ben de devlette yaptırıp sonuçlarını getiririm dedim. Gittim pislik yobaz poliklinik jinekoloğu fatma hanıma. Daha önce de elli bin kez evlenmeden yapma sakın, evlenmeden olmaz diye tembihlemeye çalışmış, ama ona karşı ağzımı açamamış, sizi ilgilendirmez diyememiştim. Bu sefer de bana evli misin bakire misin diye uzun uzun sorular sorup, önceki çabalarında başarısız olduğunu görünce baya pis pis baktı. Kapalıydı, başında başörtüsü masasında da Kur'an vardı. Belli ki Müslümanlığı Allah'ın hoşgörüyle yaşanmasını emrettiğinin aksine yobaz olarak yaşıyordu. Yüzüme daha sonra hiç bakmadı. O çekilmesi gereken ultrasondan açıkçası o an korkuyordum. O yüzden ona "Hayvan karı 6 senedir hayatımın aşkı olan adamla beraberim sen kim beni yargılamak kim, mutsuz eviliğinin acısını benden çıkarma!" diyemedim. Ama deseymişim de bundan daha sert bir muayene yapamazmış zaten. Muayene bitti, ultrason çekildi. Ben zaten sonucu kendi doktoruma götürecektim. Kadın bana "kistlerin var, tedavi önermiyormiyorum, tüylere de lazer yaptır." dedi. Resmen "tedaviyi hak etmiyorsun, alışıksındır sen böyle şeylere, sürtük." dese bu muayene daha iyi geçerdi.
 

      Şu an saçlarım dökülüyor. İki gece önce banyoda dökülen saçlarımı görünce ağladım. Sinirlerim boşaldı. Çünkü tedaviye dikkat etmezsen ve kullanacağın ilaç yüzünden kilo alırsan, bazı açılardan iyi olmazmış. Ben bu kadar ayrıntılısını İstanbul'a anlatamadım. Geleneksel yanım ağır bastı, ya ilerisi için endişelenirse diye korktum galiba. Kendime itiraf edemedim hiç. Ama o öyle biri değil, en başta benim için korkar biliyorum. Ama annem aklıma soktu. Söyleme sakın İstanbul'a dedi. Ben kist olduğunu tabi ki söyledim. Ama ayrıntılı anlatmadım. Neyse, bilirsiniz işte erkekler çok ayrıntılı düşünmez zaten. Şimdi, reglimin üçüncü gününü bekliyorum. Kan testi yaptırıp hangi hormonlarıma daha çok etki ettiğini bulacağız ve ona göre tedaviye başlayacağız. 
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...