9 Mart 2015 Pazartesi

Peki ya mutsuzluğu kovmak yerine nasıl mutlu olunacağını öğrenirsek?

     Bugün ilk defa, emeğimle kazandığım para ile gerçek bir şey yaptım. Pasaport aldım!!! Çalıştım, biriktirdim... Hiç acımadan yatırdım 587 TL'yi. Haşırt diye, zerre kadar acımadım. Aksine o kadar gülümsedim, o kadar gurur duydum ki kendimle...
    Şu ana kadar alışverişlerimi, tatillerimi hep paramı kenarda tutarak yapmıştım. Ya öğrenci kredimden gelen paraydı, ya anne babamdan aldıklarımı kenara koyuyordum ya da çocuklara ders veriyordum. Ama bu gerçekten başkaymış. Emek vererek, ter dökerek, bildiğin koşarak kazandım o parayı. Cidden bazılarınıza çok saçma geliyor di mi bir pasaport için bu kadar sevinmem ^^ Ama ne yapayım, çok mutlu oldum ben.:))

     Ziraat bankasına girerken biraz korkuyordum. Pasaport almak istediğimi söyledim, parayı hesabımdan çekmelerini söyledim, sonra bildiğin sırıtmaya başladım. Hatta makbuzu imzalarken iyiden iyiye sırıtıyordum. Bankadan çıktıktan sonra sanırsınız ki para vermemişim de onlar bana para vermiş. Çok gururlandım. Allah'a binlerce kez şükürler olsun.


     Sürekli o mutluluğu, heyecanı yaşayamayız farkındayım. Ama ben kendimde şunu gördüm, bir şeyler değiştiği zaman o değişim hoşuma gittiyse ben mutlu oluyorum. Yeni bir defter ya da kalem almak, yeni bir kıyafet ya da çanta almak, yeni bir müzik grubu keşfetmek, yeni herhangi bir şey keşfetmek... Bir şekilde umut verici herhangi bir şey yapmak. 

     Umuda neden bu kadar ihtiyacımız var acaba? Sürekli bir şeylerin iyi gitmesini istemeye neden bu kadar ihtiyacımız var? Belki de kötü gittiğindeki durumdan kendini korumaktır umut etmek... Hep yaşayacağımızı, hep sağlıklı olacağımızı umut etmek mesela. Ölümün verdiği acıdan kaçmak için beyin hep yaşamı umut ediyor. Ayrılığın vereceği acıdan kaçmak için beyin hep sevgiliyle mutlu olmayı umut ediyor. Ya da sıkıntıyı, takıntıları bildiği için hep heyecanı, yeni şeyler keşfetmeyi umut ediyor... 

     Bugün meditasyon, vücudumuzdaki çakralar ve reikiyle ilgili bir sürü şey okudum. O kadar heyecanlandım ki... Belki de gerçekten ben de ruhsal olarak yüksek bir noktaya erişebileceğim, hislerim daha kuvvetli, zihnim daha berrak olacak. Daha dingin olacağım, daha bilge. Neden hep dahasını istedim? Olduğum kişiden memnun değil miyim? İki gözüm yetmiyor mu da üçüncüsünü açmak istiyorum? Nedenini çok iyi biliyorum. Şu anki mutluluğum daim olsun istiyorum. Biliyorum ki hayat bu. Çıkışları inişleri var dolayısıyla şu an ne kadar mutlu ve heyecanlıysam bunun düşüşü de olabilir. Ve ben o düşüşü bir şekilde engellemek istiyorum. Belki daha da yükseğe çıkarak düşüşü azaltmayı istiyorum, belki de düşmeye başladığım an ruhsal dengemi sağlayacak bir şeylerin varlığını istiyorum. Böylece düşüşten kurtulmak...

     Kişisel gelişim kitaplarını hep çok sevdim. İnsanlar bok attıkça ben sevmeye devam ettim. Ama ne var biliyor musunuz? Bence de saçma. Ama saçma olan birilerinin bizlere kişisel gelişmeyi öğretmeye çalışması. Kişisel gelişim aslında saçma değil. Bence kişisel gelişim kişinin ancak kendi geliştirebileceği bir yöntemle mümkün. Her insan kendisinin hangi alanlarda daha iyi olduğunu bilir, neyle daha mutlu olacağını bilir. Düşünün, müzik yapmayı seviyorsunuz ama geliştirmek için hiçbir çaba harcamıyorsunuz. Müzik yapmak, sizin kişisel gelişiminiz olacak o zaman. Ya da yazı yazmak, resim yapmak, meditasyon yapmak, doğayla baş başa kalmak, yürüyüş yapmak, sevdiğiniz mesleği yapmak, akademik kariyer yapmak, dil öğrenmek... Sizi ne mutlu edecekse onu yapmaktan, o konuda kendini geliştirmekten daha güzel bir kişisel gelişim olabilir mi? Yapabildiğimiz tek şey kötü düşünceler her geldiğinde gülümseyip gitmelerini beklemek, her şey çok güzel olacak diyerek sürekli olumlu mesaj göndermeye çalışmak mı, cidden mi?... Gerçekten hiç işe yaramıyor değil. Ama bana balık yemeği değil, balık tutmayı öğret demişler. Biz önce ne ile mutlu olduğumuzu ve ne sebeplerle mutsuz olduğumuzu bulalım ve bizi mutlu edecek şeyleri yapmaya çalışalım. Ona rağmen yine mutsuz olursak o zaman mal gibi sırıtıp pozitif enerji göndermeye devam edebiliriz. :))

     Çok sevgiler.

12 yorum:

  1. Haşırt diye :D allah iyiligini versin :D
    İnsanın kendi parasını kazanması çok başka şey. Ben ilk işimden kazandığımı uzun süre harcayamadım. Cüzdanımda o paraya baktıkça bir zevk bi kendimle gurur duyma şeysi geliyordu :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yaa annem de aynı senin gibi hissetmiş ama ben bir rahat harcıyorum sorma yani ye böyle oldum acaba :D

      Sil
  2. Ben kisisel gelisimde sunu yap bunu yap olayi olunca sevmiyorum. Onlara gore onlarin tavsiye dogru ve sen yanlis yasiyorsun orda ne derse desin ben bildigimi okuyorum ki

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynen çok haklısın sanki kendi hayatları mükemmelmiş gibi davranıyorlar ama bence hiç de değil

      Sil
  3. kişisel gelişim benim için Pablo Neruda'nın "Yavaş Yavaş Ölürler" şiirinde başlamış ve bitmiştir :) üstüne tanımıyorum. senin yazının ruhuna da uygun :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aa hemen okumak istiyorum, çok teşekkür ederm :))

      Sil
    2. Güzel, yalın ve çok doğru. Arada sırada tekrar okunması gereken bir şiir. :)

      Sil
  4. hayırlısı olsuun :)
    ha bu arada kişisel gelişim kitaplarından nefret ederim

    YanıtlaSil
  5. Değişim iyidir. Yeni şeyler de öyle. Hayat tek düze gitmiyor.
    Bana da kişisel gelişim kitabı önerirsen çok sevinirim. O konuda hangi kitaplara bakabilirim bilemiyorum.
    Pasaportun hayırlı olsun çok sevindim. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim Spotty :)) Canım benim en sevdiklerim Leo Buscaglia kitapları. Aslında şöyle yapın böyle düşünün hemen istedikleriniz olsun tarzında yazmıyor, sadece mutlu olmayı öğrenmeyi anlatıyor. Çok tatlı, Üstün Dökmen tarzında biraz :) Bir de Aykut Oğut - Evrenden Torpilim Var kitabını tavsiye edebilirim :)

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...