25 Aralık 2015 Cuma

Babamın Ruhsat Törenimle İmtihanı Vol-1

Babasıyla annesinin boşanmasından sonra bu durumu dünyanın en kötü şeyiymiş gibi algılayan biri olmadım hiç. Hatta daha 5. sınıftayken anneme boşanmasını söylemiştim. Karnım çok ağrıyordu, sabahın köründe annemle hastaneye gitmemiz gerekiyordu. Annem sabah babamdan para istedi, babam cebime bak dedi. Neden hastaneye gidiyorsunuz? Neyi var? demek bir yana, yastıktan kafasını bile kaldırmadı. İşsizdi, yatıyordu. Büyük olasılıkla da gece ot çekmişti ve kafa gidikti. Annem babamın cebinde yanlış hatırlamıyorsam 15 TL buldu. Rakamdan tam emin değilim ama hastane için kesinlikle yeterli olmayacak bir paraydı. Annem "Bu para yetmez." dedi. Babam da "O kadar var git nereden bulursan bul." dedi. Ben yatak odasının kapısına sinmiş eşikte onları dinlerken, kafasını kaldırıp bana bakmadı bile.

Hastaneye gittik, gastrit çıktı. Sonra da neden küçücük çocukta mide rahatsızlığı var, o rahatsızlık stresten olur dediler. Zaten o zamana kadar gastrit yoksa da o sahneden sonra olmuştur. O olaydan sonra, hastanedeyken anneme boşanmasını söyledim işte. Annem suratıma çok üzgün bir şekilde baktı, cevap vermedi.

Annemle babam ben 14, kadeşim 12 yaşındayken boşandıktan sonra çok travmatik şeyler yaşadım. Öncesinde yaşadıklarım bir yana, o yaşta babamı teselli etmeye çalıştım. Defalarca omzumda ağladı. Lise arkadaşlarımın maddi durumları genel olarak iyiydi. Hiçbir zaman kimsenin parasına, giyimine özenmedim. Ama babalarını anlatışlarına özendim, babalarının onlar için endişelenmesine özendim, babalarının onlara harçlık vermesine özendim. Paradan değil, benim babam hiç vermediğinden de değil. Her verdiğinde cebinde başka parası kalmış mıdır diye düşünmekten, sonra da kaldıysa da nereye gideceği belli boşver diye kendi kendimi teselli etmekten çok yorulmuştum.


Babam zamanla değişti. Kötü alışkanlıklarının dozunu sigara ve alkole indirdi. İlaç da kullanmak zorunda. Ama insan ne kadar değişirse değişsin, gerçekten nato kafa nato mermer olunca yerinde sayıyor bazı konularda. Benim hayatımda ne zaman önemli bir şey olsa iki arada bir derede kaldım. Lise mezuniyetimde babamın gelip gelmediğini hatırlamıyorum, sanırım gelmişti. Üniversite mezuniyetimde gelmesini istedim, aradım, para istemek için aradığımı sandı. "Sadece yanımda olmanı istediğim için gel dedim baba." dedim. "Çok geç haber verdin" dedi. Ben de pes ettim. O zaman çok kızmıştım ama şimdi düşününce babama da hak veriyorum. Demek ki sadece para istemek için arıyormuşum ki o da öyle sanmış. Sevgilim, kardeşim, annem ve annemin nişanlısı (Bundan sonra adı Moskova olsun. Dışarıdan büyük, soğuk ve sert görünüyor ama aslında sevdiklerine karşı hep gülen biridir.) mezuniyetime geldiler. Moskova tam bir baba figürü olmaya uğraşıyordu sağolsun. Şık bir takım giymiş, parfüm sıkmış, yanımda baba gibi durmak için çabalıyordu. Aslında ona minnettar olmam gerekiyor. Ama bir yandan da içimde bir huzursuzluk, bir vicdan azabı, bir benim babam var tribi... Mezuniyet devam ederken babam aradı, gelme demek zorunda kaldım. O gün geçti, gelelim bugüne...

Ruhsat törenim yaklaşıyorken, Ben babamı çağıracak mıyım? Orada olmayı hak ediyor mu?  diye düşünüyordum. Çok şükür İstanbulum beni çok daha farklı bir noktayı düşünmem konusunda uyandırdı. Moira, sen şuna karar ver, baban mı yanında olacak, Moskova mı? İki seçenek arasında karar vermem gerekeceğini düşünmemiştim. Ben ebeveyn olarak sadece annemi istiyordum. Ama haklıydı, babam gelmediği sürece o gelecekti. O gelsin, hiç sorun değil ama ya ilerde babamı çağırmadığım, daha da önemlisi babam yerine başka biri yanımda baba figürü olarak durduğu için vicdan azabı çekersem? Uzun bir düşünme süreci sonucunda babama karşı adil davranmam gerektiğine ve çağırmam gerektiğine karar verdim. Çünkü son zamanlarda aramız çok iyiydi ve artık yaşlanmıştı. Hatalarını affetmek, en azından geçmişte bırakmak zorundaydım. Çağırdım babamı törene...

9 yorum:

  1. Güzel bir yazıydı. Önemli günlerde mutlaka yanında anne ve baban olmalı diye düşünüyorum. Eğer baban bulunmayacaksa sana değer veren yanında bir üstadın, bir öğretmenin ya da babak kadar değerli bir hoca olabilir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Değer verdiği biri olmalı insanın yanında. Anne baba olsa güzel olur tabi. Ama bazen böyle karmaşık durumlar olabiliyor.

      Sil
  2. İleride bir gün çağırmadım diye pişman olma ihtimaline karşı çağırman bence çok doğru bir hareket. Ben babamı iki yaşındayken kaybettim, ona dair bir şey hatırlamıyorum ama sana şu kadarını söyleyebilirim önemli günlerde yanında olması önemli bir şey. Buna emin ol, çok iyi yapmışsın

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Canım, gerçekten çok üzüldüm. Babasız büyümek eminim daha büyük bir sınavdır. Tabi önemli haklısın. Aslında şükretmem gerek belki ama öyle bir davranıyor ki...

      Sil
  3. Çağırmana sevindim. Keşke mümkün olsa da Moskova`da gelebilse. Size değer veren biri belli. Umarım her şey istediğin gibi geçmiştir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Babam hariç güzeldi canım :)

      Sil
  4. İleride pişman olmaktansa çağırarak en iyi şeyi yapmışsın. Her şey bir kenara baban bile sen yaklaşmadığın için senden çok daha fazla uzaklaşıp artık yanına gelemiyor olabilir. Bir yaştan sonra insan yanında daha çok kişi istiyor çünkü ve adamın kendini yalnız ve dışlanmış hissetmesi de onun için çok kötü bir durum. Sen yapman gerekeni yapmışsın bundan sonra onun gelmesi ya da gelmemesi onun elinde olan bir şey. Umarım senin için güzel bir tören olmuştur

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yine olsa aynı kararı verirdim. Gerçekten ona çok kızgınım ama vermek zorunda olduğum karar buydu... Ben ona yaklaşmıyorsam ya da şu an yalnızsa bundan kendi sorumlu. Ona o kadar çok şans verdik, o kadar çok şansın içine etti ki. Benim de artık gücüm ve tahammülüm kalmadı...

      Sil
  5. iyi yapmışsın.Bir gün ardına bakıp pişman olmaktansa ben elimden geleni yaptım ,onların hatalarını yapmadım görmezden gelmedim diyebilirsin.

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...