25 Şubat 2020 Salı

Anksiyete Sen Mi Büyüksün Ben Mi?

Anksiyete kalp krizine sebep olabilir mi acaba? Bir kalbim, bir midem, bazen ikisi birden... Tıkanıyor ve sanki üzerinde çok büyük bir yük varmış gibi hissediyorum. Nefes alamıyorum. Birisi avuçlarının arasına alıp sıkıyor mu desem, yumruk yemek gibi mi desem... Gerçekten her an ağlayabilirim ama ağlarsam da rahatlamam gibi de. 

Daha önce başka bir yolla hayatımı mahveden anksiyete, psikologumun yardımıyla tam mekanı terk etmişti ki... Benim beynim anksiyete ile yaşamaya alıştı da onsuz yapamıyor mu acaba? Veya ben drama bağımlı mıyım? Şimdi düşününce, hayatımın hiçbir döneminde -her şeyin yolunda olduğu dönemler dahil- ben tam mutlu olmadım. Çocukluğumla ilgili hatırladığım şeyler zaten genelde karanlık ve mutsuz. Lise 1'deyken babamın uyuşturucu zulasını bulup anneme söylediğimde ve onlar boşandıklarında beni birkaç sene idare edecek drama kavuşmuştum. Ama sonra İstanbul'la tanıştım. Her şeyi yapabilirim gibi, hayatta keşfedilmeyi bekleyen milyonlarca şey var ve bizim harika hayatımız bunları keşfetmekle, birbirimizi keşfetmekle geçecek gibi... Umut dolu bir hayat. Hala da aynı hissediyorum, hatta çok daha fazlasını. İstanbul'la birlikteyken istediğim üniversite ve bölümü de kazandım. Sonra da her şey harika gitmeye devam etti. Ama bir yandan beynimin çoğunlukla anksiyete ile dolu olduğu, güzel anlarımın tadını çok zor çıkardığım bir hayat. İstanbul'u da kendimi de çok yorduğum ama birbirimize olan sevgimizin gıdım azalmadığı yıllar.. Psikologa gitmeye karar verip de bir süre devam edince, bir şeyler çözüldü sanki. Kısa bir süre de olsa her şey gerçekten yolunda olmuştu. Gerçi o zaman da sevdiklerimi kaybetme korkusu, kötü rüyalar, telefon iki çalışta açılmayınca meraktan geçirilen sinir krizleri...Neler yaptım neler o krizler yüzünden. Yer yer sakinleştirici haplar kullansam da çok işe yaradığını söyleyemem.


Üniversite bitti, iş hayatı başladı. Anksiyete şekil değiştirdi ama beni hiçbir zaman terk etmedi. Bazen ölmek istedim, çünkü ancak o zaman geçeceğini düşünüyordum. Bazen de, anksiyeteyi yendiğimi düşündüğüm küçük anlarda hayatı ve bu mücadelesini daha çok sevdiğimi hissettim. Bazen yolda bile gülümseyerek yürümeme sebep olacak kadar mutlu hissedip, gece gördüğüm bir rüya nedeniyle her şeyin mahvolacağına aşırı inanarak geçirilen günler yaşadım.

Anksiyetenin iki kılığı vardı. Biri şu yukarıda yazdığım, umut dolu hissederken dahi peşimi bırakmayan kılığı. Beni şu ana kadar en çok zorladığını düşündüğüm oydu. Psikologa gittiğimde bir miktar çözülmüştü ama yeni kılıklar buluyordu sürekli. Yaklaşık bir yıl önce daha fazla dayanamayacağıma karar verip tekrar psikolog arayışlarına başladığımda, kendisi de psikolog olan bir arkadaşımın yönlendirmesi ile buldum, kendisine Floransa diyelim, çünkü gördüğümde bana en çok huzur veren şehir oydu. İlk başladığımda daha iyi hissetmeye hemen başlamıştım; para sıkıntısı ve işsizlik korkusu da üstüne gelince devam edemedim. Halbuki kendisi ödemelerinizi hemen yapmanıza gerek yok, yeter ki ara vermeyin diye uyarmıştı. Sonrasında yeni iş bulmam, düzenimi oturtmam, maaşımın yükselmesi ile mutlu olduğuma kanaat getirdim ve anksiyete hello, ben buradayım merak etme, birlikte yine mutsuz olabiliriz dedi. Beynim bu teklife hemen atladı pek tabi ki. Hızla Floransa ile iletişime geçtim ve terapilere tekrar başladık. Sorunumun çözülmesi birkaç seans sürdü ama gerçekten bu süreçte çok fazla şey gün yüzüne çıktı. Hayatta bu kadar çok korku ve hayal kırıklığına, bu kadar çok travmaya sahip olduğumu asla bilmezdim. Sorunum çözüldü gibi hissettim. Bu arada da İstanbul'la aşırı mutluyduk, geleceğe yönelik planlar yaptık. Ben maaşıma zam aldım ve ne zamandır hayalini kurduğum için kredi çekerek araba almaya, böylece bir yatırım yapmaya karar verdim. Allahım dedim, bu mutluluk da neyin nesi?

İnanın diyorum size, ben hayatımda böyle bir anksiyete krizi yaşamadım. Hayatım alt üst oldu. Hala tam kendime gelebildiğimi söyleyemem. Açıkçası anksiyete öyle bir şey ki sizin çarpık ve yanlış düşüncelerinizi destekleyen en küçük ayrıntıları dahi yakalayıp somut delillerle saldırdığını sanıyor.

Kalbimin üzerine oturan ve yer yer mideme geçiş yapan fil, Floransa ile yaptığımız bir seans ile biraz hafiflediyse de, uzun uzun dua etmem ve Allah ile dertleşmem sonucu baya kalkıp ağırlığını azalttı. Yavaş yavaş gidecek gibi hissediyorum ama saniyelik düşüncelerle kalbimin üzerinde hoplamıyor değil.

Çok ama çok yorgunum. Ama kesinlikle yatıp uyumak, uzun uzun boş boş duvara bakarak dinlenmek ile atılabilecek bir yorgunluk gibi değil bu. Aksine konuşarak, hayatın içinde olarak ve böylece unutarak atılabilecek bir yorgunluk. Daha çok param olsaydı seans sayısını haftada 2'ye çıkarırdım. Ya da bilmiyorum belki biraz kendimi dinlemem gerekiyordur.

Bunu yaşayıp aşabilen var mı hiç? 

17 yorum:

  1. Moria , senin ilacın satırlarının arasında gizli ve sen bu yöntemi zaten keşfetmişsin. Bundan sonra daha fazla hayatına dahil etmen eminim sana kalıcı bir çözüm sağlayacak. 'uzun uzun dua etmem ve Allah ile dertleşmem sonucu baya kalkıp ağırlığını azalttı 'işte kilit nokta bu ...

    Bende üzücü şeyler - şok etkisinde travmalar yaşadım .İlk birkaç gün bitkisel hayatta gibi dolanıp - kendimi tüm dış dünyaya kapattım . Sonra evde elime dini içerikli bir kitap geçti. Uğur Koşar'ın çıkardığı son kitap Allah de ötesini bırak - 2 kitabı . Aşağıya birkaç alıntısını bırakacağım .



    Neyin bize iyi geleceği, hayırlı olacağı konusunda bir fikrin olabilir mi?
    Mümkün değil!
    Peki, bunu kim bilir ?
    Elbette, bizi yaratan Allah!
    Bak ne diyor En'âm Sûresi 73. Âyet'te: ''Gizliği ve açığı bilendir ve O, hikmet sahibidir; her şeyden haberdardır.''
    O halde niçin hâlâ, hem sıkıntını hem de yeni başlayacağın bir işte O'nu Vekil edinmeyi aklına getirmiyorsun?
    Ahzâb Sûresi 3. Âyet'te yine Rabb'im seni müjdeliyor: ''Allah'a güven. Vekil olarak Allah yeter.''


    Düşünce ve sorunlar senin tepkin ile kalıcı hale gelir.
    Buna dikkat et lütfen. Ne zaman ondan kurtulmak istesen ve ona tepki göstersen beslemiş oluyorsun. Derin bir nefes al ve arkana yaslan, bırak o konuşsun...

    Uğraştığın zaman kendini değerli hisseder düşünceler; bu yüzden bırak gelsinler... Etkisiz olduğunu göreceksin.


    Bu kitaptaki benzer cümlelerden sonra aklıma dua etmek geldi-evet öyle kendi derdime gömülmüştüm ki tek bir an bile dua etmek gelmemişti içimden . Rahatlatan birkaç dua buldum kendime.Çoğu Esmaül Hüsnalardı. Ve öyle güçlü - öyle soğukkanlı biri oldum çıktım ki günler içinde -kendi gücüme şaşırdım Moria.Bu tabiki Allah'ın yardımı ile gelen bir güçtü ve şükür gardımı hiç düşürmeden atlattım o berbat günler . Şimdi sıra sende ...Seni seviyorum.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Lady’m, önce bu yorumu, sonra blogundaki yazıyı okudum, gözyaşlarımı tutamadım. O kadar güzel yazmışsın ve o kadar güç verdi ki. Galiba bazı insan çok ihtiyacı olduğunda birileri vesilesiyle yardım gidiyor o insana..

      Düşüncelere odaklandıkça büyüyor sıkıntı gerçekten de. Çok sorguladığımız zaman yapışıyor ve gitmiyor.. bunu aklımda tutacağım kesinlikle.

      Çok teşekkür ederim, ben de seni seviyorum ♡

      Sil
  2. Senin için bir yazı yazdım bloğumda - aslında önce kendim sonra senin için. Göz atabilirsin.
    :)

    YanıtlayınSil
  3. Durumunuz çok zormuş geçmiş olsun. Ama yine de mücadele ederek üstesinden gelinebilir diye düşünüyorum. Zaman zaman başarmışsınız. Sürekli de yapabilirsiniz.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Turgay Aksoy,

      Çok haklısınız, daha önce başardım, neden yeniden başarmayayım değil mi :)

      Sil
  4. Ne zaman kapıyı çalacağı belli olmuyor ki anksiyetenin. Sen dirençli olmaya devam

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Yaşamdan Yazılar,

      Aynen öyle maalesef.. devam..

      Sil
  5. Psikoloğa gitmem gerektiğini artık iyiden iyiye biliyorum. Kendi kendime teşhis koymak istemiyorum, veya sizin yaşadıklarınızı kendiminkiyle kıyaslamak. Ama yaşadığınız hissin en azından benzerini yaşıyorum. Üstelik kendimi öyle yalnız hissediyorum ki. Bununla baş başayım. Belki de öyle olmam gerekiyordur. Öyle olunca geçmesi için adım atabilecek duruma geleceğimdir, bilmiyorum. Sadece artık bittim sanki. Üstelik daha iş güç derdine bile sahip değilim. Psikoloğa gitmeliyim gitmesine ama sanırım yüzleşmekten korkuyorum. Kendimi dinlemeye çalışıyorum. Ama ya kenarda köşede bir şeyler kalmışsa. Bu bana iyi gelir aslında ama ne bileyim işte. Temelsiz bir korku bu. Nedenini bile bilmiyorum aslında. Sadece bu her neyse artık geçsin istiyorum. Çünkü beni tüketiyor.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. İlkay Özgür,

      O kadar iyi anlıyorum ki... kendi kendine geçer, baş edebilirim diye çok uzun zaman çabaladım. Ama olmadı, yapamadım. Yüzleşmekten korkma, ben de çok korkmuştum, nasıl anlatacağım ya yanlış anlaşılırsa, ya gerçekten karşıdan gelen sözler bana kendimi daha kötü hissettirirse, ya yargılanırsam diye çok erteledim. Ama hiç öyle olmuyor çünkü karşındaki insan seni yargılamamak ve sadece anlamak ve yardımcı olmak üzerine eğitim almış. Kendi kendinle yüzleşmekten korkuyorsan bu da çok normal, ama yüzleşmek zorundayız, çünkü yüzleşmezsek kendimizi anksiyetenin sınırladığı hayata hapsetmiş oluruz. Benim varlığından haberdar dahi olmadığım düşüncelerim ve korkularım varmış mesela. Bunları keşfederken aslında bi tedavi sürecinde olduğundan kendini suçlama hissi pek baskın olmuyor.

      Sil
  6. Şifa diliyorum öncelikle.. kendini meşgul etmek, elimizde var olanları görebilmek ve sevdiğin şeylere odaklanmak bunlar bu süreci kolaylaştırıcı yollar:) ama önce kendine inanmalısın:) bu da benim hayatımda uyguladığım sonuç veren tekniklerim, benimki naçizane bir tavsiye:)
    Bugün iki yarından daha değerlidir, unutma..
    Sevgi ve ışıkla kal..

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Maviye iz süren,

      Çok teşekkür ederim umut verici yorumun için.. şu an yapmaya çalıştığım da beni mutlu eden şeyleri görmek aslında. Yani onlara odaklanmak. Tekrar yeni bir günlük yazmaya başladım ve oraya sadece iyi giden şeyleri yazmaya karar verdim. Belki bir süre sonra sadece iyi şeylerden ibaret olur..

      Sil
  7. geçmiş olsun... psikologlara ihtiyaç duymadan kendi kendinize üstesinden gelebilirsiniz bir ömür umarım

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ahmet Ozan,

      Umarım, benim de en büyük dileğim o. Bazen ilerde yine başlarsa ve psikologum yanımda olmazsa diye çok korkuyorum. Ama dediğin noktaya gelebilirsem bu korku da olmaz heralde..

      Sil
  8. geçmiş olsun yaa. ay hatırlıyom ki senin en az beş yıl veya daha önce de bu sıkıntılarını. ne bileyim düzenli terapi ve ilaç önemli olmalı. haklısın. seans sanırım en az 250 filandı. ilaçlar da pahalı. daha önce demiştim sanırım, alternatif tıp da iyi bu konularda. kıyamam ya sana.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Deep,

      Evet çok uzun zamandır yenmeye çalışıyorum sen hatırlarsın.. iyi gidiyor şu an. Düzenli terapi kesinlikle iyi geliyor ama ilaç kullanmak istemedim. Şimdilik böyle iyi. Bakalım zamanla daha iyi olacağına inanıyorum..

      Sil
  9. Kendini de dinlemen gerek, öğrenmen gerek. Biraz bu hayat yatırımında kendi ruhunun tasarrufu ne aşamada bilmek gerek. Ben de anksiyete değil ama kişilik bölünmesi var ama başta sorun olacağını düşünürdüm şimdi bir şekilde adapte ettim. Kurtulabildim mi hayır. Zaten kurtulsam blog yazmam. Ama hayatıma adapte ettim. Umarım düzelir bir şeyler. Sadece terapilerle bir şeyeleri örtmemeye çalış, genel terapi düzeni bazen bunu sağlar. Umarım atlatırsın.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ruhsuz Atmaca,

      Çok teşekkürler. Kendi ruhunun tasarrufu derken ne kast ettin? Düzenli terapi aslında baya iyi gelmeye başladı.. aşacağıma inanıyorum, sadece bu şey gibi, gribi atlatırsın ama kış gelince yine hastalanırsın ya, onun gibi..

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...